Çarşıdan Bir Not

Aylardan Eylül. Bir sonbahar insanı olarak sevdiğim aylardan. İlkbaharı ayrı severim ama sonbaharında yeri başkadır bende. Sonbahar aylarının isimleri bile bir huzur verir içime. Eylül ayı… Bu ayda serin bir havada bir hırka giyip solan yapraklar üzerinde gezinmek veya evde sıcak bir çay alıp dışarıda yağan yağmuru seyretmek vardı elbette ama gelin görün ki bu sene herkes ayrı yerlerde gurbet hasreti içerisinde. Abim, yeğenim, ben…

Askerlik geliyor felan derken kendimi nöbet tutarken buluverdim. Askerlik için yazacak çok fazla şey var aslında. Askere gelmeden önce askerlik için dert ettiğim şey eğitimi felan değilde o kadar kişi ile nasıl geçinebilmemdi. Yanılmadımda özellikle acemibirlikte 550 kişinin temizliğini kahrını çekmek hazmedilir türden şeyler değildi. Bir çöp olsun hayatımda sigara içmezken günlük onlarca izmariti zoraki toplamak sabır gerektiren şeylerdi. Her şeyde bir sıra vardı. Yemekte suda sıra, tuvalette banyoda sıra kantinde sıra. Bir de yaz günü gitti iseniz ictiması çekilecek gibi değil. İctima ne demek diyorsanız hep bu askerlik terimleri işte. içtima, mıntıka, maruzat, mop, faraş vs. Ha elbette biliyorum ki eski askerlikler yok ama işte insan hazmedemiyor edilen hakaretleri. Herkes uyanık geçinme derdinde. Peygamber ocağı olan askerlik olmuş uyanıklar ocağı. Ben kolay kolay hakkımı helal etmemezlik yapmam ama bu askerlikte uyanık geçinen hakaret eden kimseye hakkımı helal etmeyeceğim konusunda kararlıyım. Herneyse aslına bakarsanız bütün bu yaşadığım şeyler acemibirlik için geçerli. Ayrıntıya inmeyeceğim çünkü yazacak fazla zamanımda yok gerekte yok. Zaten bütün yaşdıklarımı da hatıra olarak kaydettim bi köşeye. Amasya’yı güzel hatırlamak varken bu askerlikten dolayı iyi hatırlayabileceğim yer olduğunu artık hiç sanmıyorum.

Askere gitmeden önce izin felan kullanmamayı düşünmüştüm ama dağıtımın kurban bayramına gelmesinden dolayı 7 günlük bir izin kullandım ki iyi ki kullanmışım. Askerlik biterken bunun zorluğunu çekecek olsamda o 7 günlük tatil sanki havasız kalıp sonra nefes almak gibiydi. Ustabirliği için yol Ankara’yı gösteriyordu. Ankara’da hep merak ettiğim ama hiç gezemediğim yerlerdendi. Amasyada toplam 6bini aşkın askerden Ankra’da 80 askerin içinde kalmak çok daha güzel olacaktı. Ama biraz kalabalık geldiğimizden dolayı bir gün kaldıktan sonra Ankara bizi Afyon’a gönderdi. Afyonada fazla geldiğimizden dolayı bir hafta da burada kaldıktan sonra Afyon’da bizi Uşak’ın bir ilçesine gönderdi. Burada 8 kişi ve bir aile gibiyiz. Allah’tan hayırlısını istedim hep ve gerçekten burası askerlik yapılabilecek en güzel yerlerden.

Günler nasıl mı geçiyor? İnanın ne desem bilmiyorum. Kimi zaman hızlı kimi zaman dakikalar bile geçmiyor. Daha henüz buraya başlayalı çok olmamışken şafak sayıyoruz ister istemez. Şafağı da sorarsanız 124… Aslında uzun bir zaman gibi görünmüyor. Elbette her şey gelip geçtiği gibi bu da gelip geçecek. Ama sevdiklerinden uzak geçirmek işte zor olanı o. Buraya 28 yaşında girip 29 yaşında çıkmak. Nöbetler derseniz bir hafta oldu başlayalı. Gündüz nöbeti neyse de gece nöbeti insanın kendini sorguya çekmesi için güzel bir fırsat olarak görüyorum. Nöbet sırasında kendini hesaba çektiği sıra nöbet nasıl geçti anlamıyorsun yoksa dakikalar saymayla geçmiyor pek. Ha birde gece nöbeti sırasında ilçeden geçen tren sesini duymak beni heyecanlandıran şeylerden. Tren yolculuğunu çok sevdiğim için Allah nasip ederse buradan eve giderkende o trenle gitmenin hayali ile yaşıyorum

Kalan günleri değil de bazen askerlikten sonrasını düşünüyorum çoğu zaman. Neredeyim, nereye gidiyorum. Herşey bir muallakta. Duygusal anlamda zaten hiçbişey yazmak istemiyorum. Herşeyi Allah’a bıraktım. Bazı kimseler hariç benim kimseye ahdım yok ve bana da kimsenin ahdı olmasını istemem. Allah büyüktür. Bir çarşı iznine ne kadar şey sığdırılır bilmem ama fazla zamanım da kalmadı.

Son olarak askere gelirken uğurlamak için bir dolmuş dolusu gelen ailemi ve dostlarımı özlediğimi söylemeden geçemeyeceğim. Askere ilk gelirken bileti gece 2’ye almıştım. O gün otobüsünde 1 saat kadar da otobüsün rotar yapması ile saat gece 3ü bulan bir uğurlama olmuştu. Onların hakkını ödeyemem. Bundan sonra gece yolculuk yapmak yok dedim o zaman kendi kendime. Herneyse konu uzatmadan o günden kalan resimleri bırakıp diğer yazamadığım her şeyi  kendime saklıyor herkesi Allah’a emanet ediyorum.

Bu parça da bu yazıyı yazarken karışık dinlediğim müziklerden denk geldi. Bu da bu yazının parçası olsun.

Yazar: sislidusler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir